yediyordu elif kağnısını, kara geceden geceden. sanki elif elif uzuyordu, inceliyordu. uzak cephelerin acısıydı gıcırtılar. inliyordu dağın ardı, yasla her bir heceden heceden. mustafa kemal’in kağnısı derdi, kağnısına. mermi taşırdı öteye, dağ taş aşardı. çabuk giderdi, çok götürürdü elifçik, nam salmıştı asker içinde. bu kez yine herkesten evvel amıştı yükünü, doğrulmuştu yola, önceden önceden. öküzleriyle [...]